‘Skar’ yara izleri için kullanılan bir terimdir. Akne yani sivilce sonrası kalan çukur izlere de ‘akne skarı’ denir. Akne problemi yaşayan kişilerin %15’inde sivilceler skar yani iz bırakarak iyileşmektedir. Sivilcelerin erken dönemde tedavi edilmesi skar oluşum riskini en aza indirir.
Komedonal veya papüler dediğimiz hafif formdaki sivilceler genellikle iz bırakmadan geçer. Bazen hafif bir kızarıklık kalsa da genellikle bir süre sonra geriler. Ancak kistik ve nodüler dediğimiz şiddetli formdaki sivilceler iz bırakabilir. Akneler kistik ve derin yerleşimli olursa ve/veya bu aknelerin inflamatuar dediğimiz yangılı dönemi uzarsa bu akneler iyileşirken derinin üst tabakasından alt tabakalarına doğru uzanan fibröz bantlar oluşur ve bu bantlar deriyi aşağıya doğru çekerek çukur bir görünüme yani skarlara yol açar. Bu yüzden aknelerin skar bırakmaması için erken tedavi edilmesi önemlidir.
Aknelerin skara dönüşmemesi için erken dönemde tedavi edilmesi oldukça önemlidir. Ayrıca aknelerin gitgide derinleşmemesi ve inflamatuvar dediğimiz yangılı döneminin uzamaması için cildimizdeki aknelerle oynamamalıyız, sivilcelerimizi patlatmamalıyız. Akneler geçtikten sonra oluşmuş olan skarların erken tedavisinin yapılması da o skarların kalıcı hale gelmesini önleyecektir. Bu sebeple akne hastalarımda akne tedavisini en hızlı şekilde sağladıktan sonra eğer skar oluşumu varsa bir taraftan da skar tedavisine başlanır.
Öncelikle akne ve akne izleri konusunda deneyimli bir uzman hekim tarafından cilt durumunun analiz edilmesi ve skarların şiddeti ve çeşidinin belirlenmesi gerekmektedir. Bu analiz sonrasında skarlara en iyi gelecek işlem veya işlemler belirlenerek bir tedavi programı yapılmalıdır. Akne skarı tedavilerinde çoğu zaman birçok tedavi kombine edilerek en iyi iyileşme sağlanır. Bu tedavi seçenekleri Altın iğneli Radyofrekans, Fraksiyonel lazer, subsizyon, PRP, dermapen, mezoterapi gibi işlemleri içerir